Blog
Dişhekiminin Tazminatsal Sorumluluğu
Diş hekimlerinin çeşitli hukuki sorumlulukları vardır. Bunlardan bir tanesi tazminatsal sorumluluk olup, açılan tazminat davalarında bir diş hekimi vekâlet sözleşmesi hükümlerine göre yargılanırken, bir diğer diş hekimi eser sözleşmesi hükümlerine göre yargılanabilir. Hasta idare mahkemelerinde de dava açabilir, tüketici mahkemelerinde de..
Oysa süreçte ana aktörler aynıdır; bir diş hekimi, bir hasta ve dişe yapılan
bir müdahale. Ancak davalar, mahkemeler ve davalarda uygulanan hükümler tümüyle farklıdır.
Hal böyle olunca diş hekimi açısından davanın takip şekli, dosyaya sunulacak beyanlar ve süreçte yapılacaklar da farklılık arz etmektedir. Bu farkları yaratan kriterler; hastaya yapılan müdahalenin türü ve/veya diş hekiminin özel ya da kamuda çalışıyor olmasıdır. Bu sebeple sağlık hukuku alanında çalışan bir avukat ile süreçleri başından itibaren beraberce yürütmek oldukça önemlidir.
Örneğin; hasta tarafından muayenehanesinde çalışan diş hekimi aleyhine tıbbi hata yapıldığı iddiası ile açılan tazminat davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olup, mahkeme müdahalenin türüne göre Türk Borçlar Kanunu’ndaki vekâlet sözleşmesi veya eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapacaktır. Zira tazminatsal sorumluluk Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen sözleşme tiplerine göre belirlenmektedir.
Muayenehanede yapılan müdahale kanal tedavisi ise ve bu kanal tedavisinde gerçekleşen bir kusur isnad edilerek ilgili diş hekimine dava açılmış ise mahkemeler ve/veya dava sürecinde görüşüne başvurulan bilirkişiler diş hekiminin sorumluluğunu vekâlet sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirmelidir. Yapılan müdahale estetik amaçlı diş beyazlatma ise açılan davada eser sözleşmesi hükümleri uygulanmalıdır. Aksi durumlarda mahkemelerce verilen kararlar üst merciler; istinaf mahkemeleri ve Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
Vekâlet sözleşmesi ile ilgili müdahalelere bağlı davalarda sonuca değil diş hekiminin tıbbi müdahaleyi gerçekleştirirken ki dikkat ve özeni gösterip göstermediğine bakılmakta iken; eser sözleşmesinde dikkat ve özenin yanı sıra eserin oluşup oluşmadığı, objektif olarak kabul edilir olup olmadığı önem kazanacak aksi bir durumda diş hekiminin hukuki sorumluluğuna gidilip tazminata mahkûm edilebilecektir.
Kamuda, devlet ve vakıf üniversitelerinde yapılan müdahalelerde ise doğrudan diş hekimine dava açılması davanın usul yönünden reddini gerektirir. Maalesef bazen gerek hasta taraf gerek hekim tarafı gerekse mahkemeler bu önemli detayı atlamakta, davalar yıllarca yanlış tarafa karşı yanlış mahkemelerde görülmektedir. Burada davadaki muhatap bizzat kurumdur, diş hekiminin bizzat şahsı “davalı” yapılamaz. Diş hekimi bu davadan haberdar edildiğinde davaya müdahale etmeli ve “müdahil” sıfatıyla davaya beyan sunmalıdır. Her ne kadar dava şahsına açılmamış olsa da dava şayet kurum aleyhine sonuçlanırsa günün sonunda davada hükmedilen tazminat tutarları, yargılama giderlerini kurumun kendisine rücu etme durumu gündeme gelebilecektir. Bu sebeple davayı kaderine terk etmemelidir.